Gazeteci Mustafa Gül sordu, Yazar Barış Şahin yanıtladı

Mustafa Gül, Yazar Barış Şahin ile yazarlığa başlaması, yazarın yaşadığı zorluklar ve yazarın iç dünyası gibi konularda röportaj yaptı.

Mustafa gül sordu, Yazar Barış Şahin yanıtladı.

 GÜL : Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

ŞAHİN: Aslında duygularını yazı aracılığıyla daha iyi ifade eden biriyim. Uzun süredir kendi iç dünyamdan beslenerek bir şeyler karalıyordum. Gerek kendi yaşamımdan gerekse başkalarının hayat hikâyelerinden esinlenerek kaleme aldığım “Aşkın Ardında Kalan Bilgelik”, gerçek hayat hikâyelerinin içerisinde kişisel gelişim unsurlarını barındıran bir çalışmanın ürünüdür. Mayıs 2025’te yayımlanmasıyla birlikte yazarlık  yolculuğuma profesyonel anlamda ilk adımımı atmış oldum.

 

GÜL : Yazarken sizi en çok motive eden şey nedir?

 

ŞAHİN : Okurlarımın hayatına dokunabildiğimi görmek benim için tarifsiz bir mutluluk. Beni en çok motive eden şeylerin başında bu geliyor. Bir keresinde bir okurumdan gelen mesajda şöyle diyordu: “Kitabınızda yazmış olduğunuz bir hikâye tıpkı benim yaşadığım hikâye gibiydi. Gözlerim dolu dolu okudum. Hikâyenin sonunda yapmış olduğunuz değerlendirmeler ise yaşadığım olaya farklı bir bakış açısıyla bakmama vesile oldu.”

İşte böyle anlara tanıklık etmek yazma şevkimi daha da artırıyor. Çünkü yazdıklarınız bir başkasının hayatına küçük de olsa dokunabiliyorsa, kalemin taşıdığı anlam ve sorumluluk da o ölçüde büyüyor. 

 

GÜL: Yazarken en çok zorlandığınız aşama hangisi?

 

ŞAHİN: Yazarken yarım kalmış bir metne yeniden dönüp o duyguya ve akışa tekrar girebilmek zaman zaman en çok zorlandığım nokta oluyor. Her metin yazıldığı anın ruhunu taşır; araya zaman girdiğinde o ruhu yeniden inşa etmek sabır ve içsel bir yoğunlaşma gerektiriyor.

 

GÜL: İlham tıkandığında nasıl bir yol izlersiniz?

ŞAHİN : İlham tıkandığında kendimi zorlamak yerine küçük molalar veririm. Bir kahve içmek ya da kısa bir doğa yürüyüşüne çıkmak zihnimi toparlamama iyi geliyor. Bazen de metni bilinçli olarak başka bir zamana bırakırım; uzaklaştıkça zihnin kendiliğinden berraklaştığını düşünüyorum.

Gazeteci Feride Yüksek sordu, Yazar Barış Şahin yanıtladı

 GÜL : Sizi en çok etkileyen yazarlar kimlerdir ve kitaplar nelerdir?

ŞAHİN: Beni en çok etkileyen isimlerden biri, ülkemizin kıymetli düşünürlerinden Doğan Cüceloğlu’dur; kendisini rahmetle anıyorum. Özellikle Savaşçı, bireyin kendi potansiyelini fark etme cesaretini; İçimizdeki Çocuk, geçmiş deneyimlerin bugünkü davranışlarımız üzerindeki etkisini; İnsan İnsana ise insan ilişkilerinde empati ve bilinçli iletişimin önemini daha derinden kavramama yardımcı oldu.

 

Ayça Kavraz'ın Bir Kâbusa Dalmak ve Bir Kâbustan Uyanmak adlı eserleri, erkek egemen toplum yapısını ve bunun birey üzerindeki psikolojik etkilerini ele alması bakımından dikkatimi çeken çalışmalar arasında yer alıyor.

Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü ise vicdan ve adalet kavramlarını sorgulatan güçlü anlatımıyla beni derinden etkileyen klasiklerden biridir.

 

GÜL : Yazmak sizin için bir kaçış mı yoksa bir yüzleşme biçimi mi; niçin yazıyorsunuz?

ŞAHİN : Yazmak benim için bir kaçış değil, aksine bir yüzleşme biçimi. Duyguları hafifletmenin en anlamlı ve en zarif yollarından biri olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda yazmak, duygulardan uzaklaşmak değil; onlarla oturup konuşmak, onları anlamaya çalışmak ve onlara bir nefes alanı açmaktır. 

Niçin yazdığıma gelince; sanırım cevabı tam olarak burada gizlidir. Yazmak, insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu en dürüst temas biçimlerinden birisidir.

 

GÜL : Yazarlık kimliğiniz gündelik hayatınızı nasıl etkiledi; aile ve arkadaşlarınız ne gibi tepkiler 

verdiler?

ŞAHİN: Yazarlık kimliğim çevremde şaşkınlık ve hayranlık karışımı duygular uyandırdı. Çoğu kişi bir kitap yazdığımı bilmiyordu; bu durum onlar için de güzel bir sürpriz oldu. Aldığım destek ve olumlu geri dönüşler ise beni ayrıca mutlu etti.

GÜL :imza günü veya kitap fuarlarına katıldınız mı ? Okurla kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

ŞAHİN: Evet, imza günleri ve kitap fuarlarına katıldım. Bu ortamların sıcak atmosferi benim için oldukça kıymetli. Okurlarla birebir buluşmak, yazar-okur ilişkisinin ötesinde; sanki tamamlanmış bir hikâyenin yeniden hayat bulması gibi bir his uyandırıyor. Kurduğum bağı ise samimi ve içten bir iletişim olarak tanımlayabilirim.

 

GÜL : Okurdan gelen tepkiler yazma biçiminizi etkiliyor mu?

ŞAHİN: Elbette, okurdan gelen güzel yorumlar kadar yapıcı eleştiriler de bir sonraki yazacağım kitaplara katkı sağlıyor. Her geri dönüş, yazma sürecime farklı bir perspektif kazandırıyor ve kendimi geliştirmem için bir fırsat sunuyor.

 

GÜL : Günümüz edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ŞAHİN: Günümüzde üretilen her eser, emeği ve cesareti bakımından kıymetlidir. Ancak zaman zaman içerik açısından yeterince derinleşmemiş, araştırma boyutu zayıf kalmış kitaplara da rastlayabiliyoruz. Özellikle okuyucunun içselleştireceği metinlerin, ciddi bir hazırlık ve araştırma sürecinin ardından kaleme alınması gerektiğini düşünüyorum. Edebiyatın kalıcılığı da biraz bu titizlikle mümkün oluyor.

 

GÜL : Üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı?

ŞAHİN: Evet, şu anda üzerinde çalıştığım bir proje var. Ne zaman tamamlanacağını ise şimdilik kestiremiyorum; zamanı geldiğinde okurlarımla paylaşmayı düşünüyorum.

 

GÜL :  Yazdıklarınızı ilk kime okutursunuz?

ŞAHİN: Yazdıklarımı genellikle, kaleme aldığım alanda yetkinliği ve birikimi olan kişilere okutup geri bildirim alırım. Bunun dışında ise yazdıklarımı son aşamaya gelene kadar pek kimseyle paylaşmam. Yazının olgunlaşma sürecini biraz daha kendi içimde tamamlamayı tercih ediyorum.

 

Şahin, Türkay Gazetesi ve sizlere bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum

Özel Haber

Bakmadan Geçme