Bakan Yardımcısı Aydın: Nehirden denize özgür Filistin!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, İsrail Devleti'nin lojistik, hukuki ve askeri imkânlarıyla donatılmış, yerleşimci kılığındaki teröristlerin sivil Filistin halkını sistemli biçimde yeryüzünden silmeye çalıştığı karanlık bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu belirtti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, İsrail Devleti’nin lojistik, hukuki ve askeri imkânlarıyla donatılmış, yerleşimci kılığındaki teröristlerin sivil Filistin halkını sistemli biçimde yeryüzünden silmeye çalıştığı karanlık bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu belirtti.
Aydın yaptığı açıklamada; “Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te onlarca yıldır İsrail Devleti’nin lojistik, hukuki ve askeri imkânlarıyla donatılmış, yerleşimci kılığındaki teröristlerin sivil Filistin halkını sistemli biçimde yeryüzünden silmeye çalıştığı karanlık bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Kudüs’ün kadim sokaklarında evi gasp edilen bir ailenin sessiz çığlığına sebep olan zihniyet ile Batı Şeria’nın asırlık zeytinliklerini ateşe veren pervasızlık aynı zehirli kaynaktan, yani sınır tanımayan cezasızlık zırhından beslenmektedir.
Hukuk dışı terör grupları; insanlığın en temel ahlaki ilkelerini çiğneyerek Filistinlilerin evine, toprağına, suyuna ve en nihayetinde yaşam hakkına göz dikmektedir. Bu gruplar, işgalci İsrail ordusunun koruması altında coğrafyayı insansızlaştırma ve Filistin kimliğini mekândan tamamen silme stratejisinin askeri uzantıları olarak hareket etmektedir.” Dedi.
12 Ülkenin Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle ticareti ve iş ilişkilerini yasaklama kararı almasının çok önemli olduğuna dikkat çeken Aydın açıklamasını şöyle sürdürdü; “Tam da bu organize zulmün ve insanlık suçunun ortasında; Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada’nın öncülüğünde 12 ülkenin Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle ticareti ve iş ilişkilerini yasaklama kararı alması önemlidir.
Bu adım, onlarca yıldır sürdürülen “görmezden gelme” düzeninin çatlamaya başladığını göstermesi bakımından değerlidir. Ancak soykırımcı Netanyahu yönetimi, yaptırımların yakıcı maliyetini bizzat hissetmediği sürece bu mülksüzleştirmeterörü durmayacaktır. Artık uluslararası toplum ahlaki sorumluluğunu yerine getirmeli; yasa dışı işgalin faillerini Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde yargılamaya kadar her türlü somut adımı hızla atmalıdır.
Filistin halkının gasbedilen hakları iade edilene, işgal sona erene ve yasa dışı yerleşim politikası tamamen ortadan kaldırılana kadar bu baskı kesintisiz bir kararlılıkla derinleştirilmelidir.
Bütün bu küresel duyarsızlık ve gecikmiş adımlar karşısında Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tavizsiz liderliğinde, ilk günden itibaren bu zulme karşı insanlığın gür sesi olmuş; hakkın, adaletin ve hakikatin safında durmaktan bir an olsun geri adım atmamıştır.
1967 sınırları temelinde; başkenti Doğu Kudüs olan, bir karış toprağından dahi taviz verilmeyen, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen Filistin Devleti'ni hayata geçirmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu bir tercih değil; insani, ahlaki ve tarihi sorumluluğumuzdur. Nehirden denize özgür Filistin!”
Bakmadan Geçme
