Başka inandı: kendine gel! Makamlar geçici, hizmet kalıcıdır!
Medya Birliği Onursal Başkanı Hasan İnandı, Adıyaman ile ilgili yaşanan sorunları kaleme alması nedeniyle birileri tarafından yapılan eleştiriyle ilgili önemli bir yazıyı kaleme alarak, benim kim olduğumu merak eden varsa yapay zekaya Polis Hasan kim son sana en iyi cevabı verir dedi.
Medya Birliği Onursal Başkanı Hasan İnandı, Adıyaman ile ilgili yaşanan sorunları kaleme alması nedeniyle birileri tarafından yapılan eleştiriyle ilgili önemli bir yazıyı kaleme alarak, benim kim olduğumu merak eden varsa yapay zekaya Polis Hasan kim son sana en iyi cevabı verir dedi.
İşte Medya Birliği Onursal Başkanı Hasan İnandı’nın kaleme aldığı yazı;
Kendine gel! Öncelikle şunu bilmeni isterim: Benim yaşamımı, gezmelerimi, nerelere gittiğimi ve kimlerle görüştüğümü bu kadar merak ediyorsan, boşuna orayı burayı arayıp soruşturma. Sana daha kolay bir yol öğreteyim. İnternete gir, yapay zekâya sor: “Adıyaman'da Polis Hasan İnandı kimdir, Adıyaman'a ne gibi hizmetlerde bulunmuştur?” Böylece merak ettiğin pek çok sorunun cevabını bulabilirsin.
Asıl sormamız gereken soru şu: Bu güzelim Adıyaman'a kimler gerçekten hizmet etti? Ankara'da üst düzey makamlarda bulunup Adıyaman'ı temsil ettiğini söyleyenler mi, yoksa imkânları ölçüsünde doğup büyüdüğü memleketine katkı sunmaya çalışan Polis Hasan mı?
Bir de şu gerçeği hatırlatmak isterim: Ankara'daki makamları sona erdiğinde Adıyaman'a dönmesi gerekirken, hâlâ o eski makamların gölgesinde yaşamak isteyenleri gördük. Makamın sağladığı imkânları, itibarı ve çevreyi kaybetmemek adına Ankara'da kalmayı tercih edenler oldu. Hatta görevleri sona erdiğinde, makamdayken kendilerine yaranmak için etraflarında dolaşan insanların artık aramaması için telefon numaralarını değiştirenlere bile şahit olduk.
Demek ki bazıları için makam, hizmet etmenin bir aracı değil, hayatın merkezine yerleştirilmiş bir konfor alanıymış!
Sayın Cumhurbaşkanımız Adıyaman'a geldiğinde, geçmişte milletvekilliği yapmış bazı isimlerin Cumhurbaşkanımızın çevresinde görünmek için birbirleriyle yarıştıklarına, adeta itişip kakıştıklarına şahit olduk. Peki, halkın arasında ne kadar vardılar? Adıyaman'ın sorunlarıyla ne kadar ilgilendiler? Şehrin insanlarının dertlerine ne kadar ortak oldular?
Bugün zor şartlarda, halkın önemli bir bölümünün yeterince tanımadığı bazı isimlerin, benim kanaatime göre, Cumhurbaşkanımızın ismi ve siyasi atmosferin etkisiyle makamlara geldiğini görüyoruz. Oysa Adıyaman'ı tanımak, Adıyamanlıyı tanımak ve bu şehrin insanının gönlünde yer edinmek başka bir şeydir.
Mustafa Alkayış ise Adıyaman halkının tanıdığı, kendisinin de Adıyaman'ı ve insanını tanıdığı bir isimdir. Yıllarca milletvekili olabilmek için mücadele ettiğine, gençlik yıllarından itibaren siyasetin içinde emek verdiğine şahit olduk. Geçmişte Sayın Numan Kurtulmuş'un partisindeki siyasi mücadelesi ve kontenjan üzerinden milletvekilliğine uzanan süreci de bilinen bir gerçektir.
Ancak benim eleştirim kişilere değil, makamların insanlara unutturduğu sorumluluklaradır. Çünkü insan Ankara'nın havasını, makamın imkânlarını ve sağladığı çevreyi tanıdıktan sonra memleketinden uzaklaşmamalıdır. Tam tersine, o imkânları memleketinin yararına kullanmalıdır.
Mustafa Alkayış'ın ardından Adıyaman'da kimin kim olduğunu, kimlerin gerçekten hizmet ettiğini bilenlerin bulunduğunu da biliyorum. Polis Hasan'ın bu şehre ne gibi katkılar sunduğunu bilen insanlar var. Bu nedenle geçmişte birlikte çalıştığı, tanıdığı ve hizmetlerine şahit olduğu kişilerin yaşamını, gezmelerini veya kimlerle görüştüğünü araştırma ihtiyacı duymadı.
Peki, sen neden başkalarının dolduruşuna gelerek benim yaşamımı sorgulama ihtiyacı hissediyorsun?
Ben sen daha dünyaya gelmeden dünyayı tanımaya başlamış bir insanım. Bugüne kadar 67 ülke ve 80 eyalet gezdim. Bu geziler benim için yalnızca turistik seyahatlerden ibaret olmadı. Gittiğim ülkelerde farklı kültürleri, yaşam biçimlerini, şehir düzenlerini, sosyal projeleri, insan ilişkilerini ve gelişmişlik örneklerini gözlemledim.
Oralarda gördüklerimi, öğrendiklerimi ve edindiğim tecrübeleri doğup büyüdüğüm Adıyaman'a aktarmaya çalıştım. Memleketime farklı alanlarda katkı sunmak, yenilikleri tanıtmak ve gençlerimize yeni ufuklar açmak için çaba gösterdim. Benim gezilerimin arkasında yalnızca gezmek değil, öğrenmek, görmek, karşılaştırmak ve öğrendiklerimi memleketime kazandırmak düşüncesi vardır.
Peki, sen bugüne kadar Adıyaman için ne yaptın?
Şehrin sorunlarına hangi kalıcı çözümü ürettin? Hangi projeye öncülük ettin? Hangi vatandaşın derdine çare oldun? Hangi gencin önünü açtın?
Adıyaman'a gelip bir iki gün içerisinde alelacele fotoğraf çektirmek, birkaç yandaşınla bir araya gelmek ve ardından bu fotoğrafları Ankara'dan servis ederek günlerce halkın arasında bulunmuş izlenimi vermek hizmet değildir.
Hizmet, fotoğraf karelerine sığmaz. Hizmet, insanların hayatına dokunmakla, sorunlarına çözüm üretmekle ve geride kalıcı eserler bırakmakla ölçülür.
Adıyaman'da yaşayan, maddi imkânları yerinde olan ancak dünya görüşü ve ufku dar çevrelerin gazına gelerek benim yaşamımı araştırmaya başlamış olabilirsin. Ama sana şunu hatırlatayım: Benim kim olduğumu, neler yaptığımı ve bu memlekete hangi katkılarda bulunduğumu öğrenmek istiyorsan, önce yaptığım çalışmalara bak.
Benim hesabım kimseye değil, vicdanımadır.
Üstelik sana bir davetim de var!
Kasım ayı içerisinde iki ayrı ülkeye seyahat edeceğim. Aralık ayında da başka bir ülkeye gideceğim.
Madem benim gezmelerimi bu kadar merak ediyorsun, buyur, seni de davet ediyorum. Uçak biletin benden! Sana seyahat tarihini vereyim, sen de gel.
Gideceğimiz ülkede senin bir unvanın, bir makam etiketin olabilir. Benim de emekli bir insan olarak kendi kimliğim, tecrübem ve biriktirdiğim hayat hikâyem var.
Oralarda yaşayan Adıyamanlı hemşehrilerimiz de var, resmî kurumlarda görev yapan yetkililer de var. Bakalım, orada insanlar senin makam unvanınla mı ilgilenecek, yoksa Polis Hasan'ın bugüne kadar kurduğu dostluklarla, yaptığı çalışmalarla ve ortaya koyduğu emeklerle mi?
Çünkü insanın gerçek itibarı, taşıdığı unvandan değil, arkasında bıraktığı izden anlaşılır.
Şunu da unutma: Makamlar gelip geçicidir. Hiçbir makam kimsenin tapulu malı değildir. Bugün oturduğun koltukta yarın bir başkası oturacaktır. Önemli olan, o koltuktan kalktığında insanların seni nasıl hatırlayacağıdır.
Daha önce makam sahibi olmuş, görevleri sona ermiş bazı yetkililerin Adıyaman'a geldiklerinde yaşadıklarına da şahit oldum. Bir cenaze törenine katılmak için memlekete gelen, ancak geçmişteki makamlarının sağladığı ilgi ve itibarı artık göremeyen, halkın kendisine mesafeli durduğu ve yalnız kaldığı anlar yaşandı. Hatta bir zamanlar çevresinde insanların eksik olmadığı bazı isimlerin, o gün birkaç kişinin koluna girerek kendilerine eşlik etmesini beklediğini gördüm.
İşte makamın geçiciliği tam da budur!
Bugün etrafında kalabalıklar olabilir. Seni arayanlar, soranlar, her söylediğini onaylayanlar bulunabilir. Ancak bunların ne kadarının gerçek dost, ne kadarının makamın sağladığı imkânların takipçisi olduğunu zaman gösterecektir.
Belki de sen, Adıyaman'da yaşamamış olmanın, bu şehrin insanıyla yeterince iç içe bulunmamanın ve Ankara'daki makamın sağladığı imkânların rahatlığına alışmanın verdiği bir düşünceyle hareket ediyorsun. Belki de bir gün makamın sona erdiğinde Adıyaman'a dönmek zorunda kalacağını düşünerek bugünden kendine bir çevre oluşturmaya çalışıyorsun.
Ama şunu bil: Adıyaman kimsenin şahsi mülkü değildir. Bu şehrin insanı da kimsenin yandaşı, tirşikçisi veya emir eri değildir.
Birilerinin dolduruşuna gelerek insanların özel yaşamını sorgulamak, hele ki benim gezilerimi ve kimlerle görüştüğümü araştırmak sana düşmez. Benimle şahsi bir meselen varsa, dolaylı yollara başvurmana, kurumları veya insanları araya sokmana gerek yok.
Ben buradayım!
Yiğitçe, açıkça ve doğrudan konuşmak istiyorsan karşımda muhatabını bulursun. Ancak unutma, bir insanın şahsıyla uğraşmak, özel yaşamını hedef almak ve hakkında mesnetsiz araştırmalar yapmak doğru değildir. Herkesin bir özel hayatı, bir onuru ve bir kul hakkı vardır.
Son olarak şunu özellikle ifade etmek istiyorum:
Benim elimde makam yok, unvan yok, siyasi bir koltuk yok. Benim etiketim emeklilik; ama benim için asıl unvan, doğup büyüdüğüm memleketime duyduğum sevgi ve yıllardır verdiğim emektir.
Allah bana ömür, sağlık ve güç verdiği müddetçe gezmeye, görmeye, öğrenmeye ve dünyayı tanımaya devam edeceğim. Gittiğim yerlerde edindiğim tecrübeleri de Adıyaman'da yaşayan genç kuşaklara aktarmayı sürdüreceğim.
Senin merakın bitmese de benim yolculuğum bitmeyecek!
Ben gezdikçe öğreneceğim, öğrendikçe memleketime anlatacağım. Sen de makamların geçici olduğunu, insanların ise yaptıkları hizmetlerle hatırlandığını bir gün mutlaka anlayacaksın.
Çünkü benim derdim makam değil, memleket meselesidir.
Benimkisi memleket sevgisi!
Ve son sözüm:
Makamınla değil, hizmetinle anıl. Fotoğraflarınla değil, eserlerinle konuş. Etrafındaki kalabalıkla değil, halkın gönlündeki yerinle övün. Çünkü makam biter, unvan silinir; geriye yalnızca insanın yaptığı hizmet ve bıraktığı iz kalır!
Bakmadan Geçme
