Stres Bizi Neden Mutfağa Sürüklüyor?
HAZAL BÜŞRA ÇOBAN- DİYETİSYEN
Bazen açlığımızın adı gerçekten açlık değildir…
Saat akşam 22.00…
Günün bütün yorgunluğu üzerinizde. İşler yetişmemiş, telefon susmamış, kafanızın içinde onlarca düşünce dönüp duruyor. Derken kendinizi mutfakta buluyorsunuz.
“Bir parça çikolata yesem ne olacak?”
Bir parça derken birkaç parça oluyor. Ardından “Madem bozdum, biraz da cips…” düşüncesi geliyor.
Sabah olduğunda ise pişmanlık başlıyor:
*“Ben neden kendimi durduramıyorum?”*
Belki de mesele iradeniz değildir.
Belki de bedeniniz değil, *stresiniz yemek istiyordur.*
*Stres ve yemek arasındaki görünmez bağ*
Modern hayatın en büyük sorunlarından biri artık yalnızca ne yediğimiz değil, *neden yediğimiz.*
Son yıllarda yapılan araştırmalar, stres ile yeme davranışı arasında önemli bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Stres bazı kişilerde iştahı azaltırken, bazı kişilerde özellikle şeker ve yağ açısından zengin, yüksek kalorili yiyeceklere yönelimi artırabiliyor.
Çünkü stres yalnızca ruh halimizi değiştirmiyor; beynimizin ödül mekanizmalarını, iştah düzenlenmesini ve yeme davranışını da etkileyebiliyor.
İşte tam bu noktada *duygusal yeme* devreye giriyor.
Karnımız aç olmadığı halde yemek…
Üzgünken tatlıya yönelmek…
Sıkıldığımızda sürekli bir şeyler atıştırmak…
Yoğun bir günün sonunda kendimizi ödüllendirmek için kontrolsüzce yemek…
Bunların hepsi bedenimizin enerji ihtiyacından çok *duygularımızı düzenleme çabasıyla* ilişkili olabilir.
*“İradesizim” demeden önce bir kez daha düşünün*
Kilo vermeye çalışan insanların sık yaptığı bir hata var:
Kendini suçlamak.
“İradem zayıf.”
“Diyeti yine bozdum.”
“Ben hiçbir zaman kilo veremeyeceğim.”
Oysa yeme davranışını yalnızca irade ile açıklamak doğru değil.
Stres, uyku düzeni, günlük yaşam koşulları, alışkanlıklar, çevresel faktörler ve kişinin duygularıyla baş etme biçimi; neyi, ne zaman ve ne kadar yediğimizi etkileyebiliyor.
Bu nedenle sürdürülebilir bir beslenme programında yalnızca tabağımıza değil, *hayatımıza da bakmak gerekiyor.*
Çünkü bazen değiştirmemiz gereken ilk şey menümüz değil, *stresle baş etme şeklimizdir.*
*Peki stresliyken ne yapacağız?*
Öncelikle kendimize yasaklar koyup bütün gün aç kalmak çözüm değil.
Aksine, gün içerisinde aşırı kısıtlamak ve akşam saatlerinde yoğun açlık yaşamak, stresli bir günün sonunda kontrolü kaybetmeyi kolaylaştırabilir.
Bunun yerine küçük ama etkili alışkanlıklar oluşturabiliriz:
*Öğünlerimizi düzenleyelim.*
Uzun süre aç kalmamaya ve öğünlerimizde yeterli protein ve lif almaya çalışalım.
*Uykumuzu küçümsemeyelim.*
Yetersiz ve düzensiz uyku, ertesi gün yeme davranışımızı da etkileyebilir.
*Hareket edelim.*
Spor yalnızca kilo vermek için yapılan bir aktivite değildir. Gün içerisinde kısa bir yürüyüş bile zihinsel olarak nefes almamıza yardımcı olabilir.
*Yemek dışındaki rahatlama yollarımızı çoğaltalım.*
Müzik dinlemek, yürümek, nefes egzersizi yapmak, duş almak, sevdiğimiz biriyle konuşmak veya birkaç dakika sessiz kalmak…
Çünkü beynimize “Rahatlamak için tek yol yemek değil” mesajını vermemiz gerekiyor.
*Diyet sadece tabaktaki kaloriler değildir*
Sağlıklı beslenme denildiğinde çoğumuzun aklına hemen kalori hesapları, yasaklar ve listeler geliyor.
Oysa gerçek bir beslenme düzeni bundan çok daha fazlası.
*Ne yediğimiz kadar neden yediğimiz de önemli.*
Kendimizi sürekli kısıtladığımız, stresimizi yemekle bastırdığımız ve her kaçamağın ardından kendimizi cezalandırdığımız bir düzen uzun vadede sürdürülebilir olmayacaktır.
Amaç hiç çikolata yememek değil.
Amaç, çikolatayı *stresimizin tek çözümü haline getirmemek.*
Amaç hiç yorulmamak değil.
Yorulduğumuzda kendimize başka seçenekler de sunabilmek.
Ve amaç yalnızca tartıdaki rakamı değiştirmek değil…
*Kendimizle olan ilişkimizi değiştirmek.*
# *Bugün kendiniz için bir adım atın*
Bir sonraki stresli akşamınızda mutfağa yönelmeden önce kendinize yalnızca bir soru sorun:
*“Ben gerçekten aç mıyım, yoksa sadece çok mu yoruldum?”*
Cevabınız açlıksa, bedeninizi sağlıklı ve dengeli bir öğünle besleyin.
Cevabınız stres ise, bu kez kendinize yemek dışında bir seçenek sunun.
*10 dakikalık bir yürüyüş yapın. Bir bardak su için. Derin bir nefes alın. Telefonu bir kenara bırakın. Sevdiğiniz biriyle konuşun.*
Çünkü değişim, bir anda mükemmel olmakla başlamaz.
*Bir sonraki öğünde, bir sonraki seçimde ve bugün atacağınız küçük bir adımda başlar.*
Kilo vermek istiyorsanız kendinizi aç bırakmakla değil, *size uygun sürdürülebilir bir beslenme düzeni ve düzenli hareket alışkanlığı oluşturmakla başlayın.*
Unutmayın:
*Bedeniniz sizin ceza alanınız değil, hayatınız boyunca yaşayacağınız evinizdir. Ona iyi bakmak için pazartesiyi beklemeyin. Bugün başlayın.*
*Diyetisyen Hazal Büşra Çoban*
